Mahalleler

Mahalleler

Adalar mahallesi, Sanayi Çarşısı devamı olan Kaptanpaşa (Büyükdere) ile Büyükköy deresi birleştiği noktadan itibaren yarım ada üçgeni içinde bir mahalledir. İsmini de bu özelliğine uygun almıştır. Eski ismi Kundoz (Ada) anlamını taşır. Adalar Mahallesi 1969 yılında Mahalle olmaya hak kazanmıştır. Nüfus yoğunluğu olarak ilçenin en küçük mahalle birimidir. Ancak düz ve geniş sayılacak bir arazi yapısı ile de ilçenin en büyük şehirleşme alanlarına sahiptir. Yeni bir proje ile Çayeli-Büyükköy-Güneysu karayolu Sanayi Çarşısı-Adalar-Hassadıklar-Beyazsu-Büyükköy güzergâhına yerleştirilecek bu geniş alanlar kullanılması ile Mahallenin ilçede ki önemi ortaya çıkacaktır. Adalar Mahallesi takribi 1500 dekar arazide kuruludur. Bu arazilerin ½'si tamamıyla düz alan diğer bölge ise yine çevreye göre eğimi az bir arazidir. Mahallenin şehir bağlantısı Büyükköy karayoludur. Sahilden 2 km içeride bulunur. Mahallenin en üst noktasına kadar araç ulaşımı mevcuttur ki takribi yol enterlandı 2 km' dır.

Mahalle 30 haneden oluşur. Bu güne kadar az göç venniş bir mahalledir. Adalar Mahallesi ikamet ettiği nüfusunu kışlan da muhafaza eder. Arazi enterlandının 1000 dekar' çay bahçesidir. Diğer alanlar Karadeniz'e has yeşillik ve ağaçlıktır.

Mahallenin bir başka özelliği ise, Mahalle sakinleri toplam alanlarının ½'sine sahiptirler. Diğer araziler ise komşu Köy ve Mahalle insanlarım aittir. Adalar Mahallesi konum itibarı ile sabahın güneş ışıklarını almaya başlar taki güneş batımına kadar her saat güneş görür.

Mahalle olmadan önce iki dere arasında kaldığı için ulaşımı sağlayacak geçişleri yoktu. Ama günümüzde böylede bir sorunu yoktur. Mahallenin bir camisi ve Çaykur Çay Alım yeri mevcut, ayrıca özel sektöre ait Korusan Ağaç Sanayi Tesisi mevcuttur. Eski yıllarda köylerden şehirlere yapılan ulaşım yaya olarak bu güzergâhtan sağlanırdı ki, Şehirden iniş ve çıkışlarda mahalle merkez ve uğrak yeri özelliği taşırdı. Adalar Mahallesi ikamet edilmeye son derece elverişli ve güzel bir mahalledir. İkamet bakımından engebe ve sorunları azdır.

Bizi tanıdığınız ve okuduğunuz için teşekkürlerimizi bir borç bilir saygılar sunarız.

ADALAR MAHALLESİ MUHTARI

Salih TATLI

Limanköy burnunu geçtikten sonra Çayeli’nin nefis manzarası gözümüzün önüne gelir. (Limanköy burnunun eski güzelliği kalmadı artık, çimento dolun tesislerinden sonra). Uzuntaş’ın (Rize-Hopa asfaltını kullanan herkes) yanından geçtikten sonra Taş Camii minaresi gözükür, dalların arasından eğer aracınızın hızı fazlaysa Taş Camii altındaki virajda tehlikeler yaşayabilirsiniz.Yeni yol çalışmaları, kayıkhane olarak kullandıkları balıkçı barınaklarını da doldurmaktadır. En çok karşı çıkan mahalle sakinleridir, yol oraya kadar gelip kalmıştır. Mahalle yaşlıları Taş Camii avlusunda oturup kayıkhanelere bakıp çocukluklarında yaşadıklarını anlatamayacaklardır.

Onlar için balıkçılık bir yaşam biçimidir, onlar ki Fatih’in Kaptan-ı Deryası, Cafer Paşa’nın torunlarıdır. Onlar denizde doğmuştur, denizde yaşamış Taş Camii avlusunda ihtiyarlamışlardır. Bu güzelliklere onlar kadar bizimde ihtiyacımız var aslında. Çayeli’ne 2 km uzaklıkta Limanköy,Yaka ve Yenicami Mah.arasında sıkışmış küçük bir mahalledir. Çok büyük çay düzlükleri yoktur. Caferpaşa mahallesinde yine de insanlar çok çalışkandır. Bir çoğu Yaka mahallesinde çay fabrikalarında çalışmakta veya oradan emekli olmuştur. Fabrikadan artan zamanlarda, bağında, bahçesinde ve denizde balık avlamaktadırlar. Büyük Caferpaşa mahallesi gençlerinin ve büyüklerinin kahve kültürleri yok gibidir. Onların mekanları işleri, evleri ve Taş Camii avlusudur. Büyük Caferpaşa mahallesinin en eski aileleri; Altunbaş, Şahin, Karahan, Yalçın, Genç, Kadılar’dır. Tek okulları mahalle sınırındaki Atatürk İlköğretim Okuludur. Mahallenin yerlisi de pek kalmamıştır, yerinden kimi eğitim, kimi iş için kopup gelmişlerdir,büyük şehre İstanbul’a: bu şehrin zorluklarında yaşamış, çekmiştir bu zilleti. Memleketi için orada kalanlara yardım ekini uzatmak bir borçtur. Bu borcu en iyi yerine getiren ve getirmek isteyen biridir Rüştü Altunbaş, şimdiye kadar kimsenin elini boş çevirmemiştir, ağabeyimizin Çayeli Derneği’ne yapmış olduğu yardımları unutamayız. Onu en büyük ideali kendi arazisinde üniversite yapmak olduğunu iyi biliyoruz, bu düşüncesinin Rize Üniversitesi’nin kurulmasıyla gerçekleşmesi dileğiyle.

Kuzeyindeki sınırı Karadeniz kıyı şeridi, doğusundaki sınırı ise Taşhane deresidir. Batısındaki sınırı Yalı Mahallesi kadastro sınırı, üst kısımdaki sınırı mahalle kadastro sınırı olmak üzere, bu sınırlar arasında kalan şekilde Rize'nin Çayeli ilçesinde yer alır.

Çataklıhoca Mahallesi Çayeli ilçesinden 4 km. uzaklıkta bir yerleşme yeridir. Aşıklar Deresi boyunca gidilince Çataklıhoca mahallesine varılır.

Çataklıhoca Mahallesi Çayeli ilçesinden 4 km. uzaklıkta bir yerleşme yeridir. Aşıklar Deresi boyunca gidilince Çataklıhoca mahallesine varılır. Mahalle ismini,Fatih dershanesinde tahsilini yapan padişah 2.Abdülhamit zamanında huzur hocalığı yapmış olan Hilmi Çataklı’nın soyadından almaktadır. Mahallenin doğusunda Çilingir ve Aşıklar köyleri, güneyinde Yanıkdağ,Esendağ köyleri, batısında Yalı mahallesi, kuzeyinde, Kuspa yöresi bulunmaktadır. Mahalle yamaç arazi üzerine kurulmuştur. Dağ, göl ve büyük akarsuları yoktur. Sadece tepe olarak Kuspa Tepesi bulunmaktadır. Mahallenin yanından akan Aşıklar Deresi ile küçük akarsular ve kaynaklar vardır. Mahalle beş mevkiye ayrılmıştır: Şişmanlı, Temannı, Karameli, Mollahasan ve Çatak mevkileridir. Yerleşmenin dağınık olması hizmetlerin alınmasında zorluk yaratmaktadır. Dağınık köy tipine uygun yerleşim yeridir.

Mahallede her evin telefonu ve elektriği vardır. Her mevkii içme suyu sorununu çözmüştür. Her mevkiinin camisi ve çay alım merkezleri bulunmaktadır. Mahallenin sekiz derslikli ilköğretim okulu bulunmaktadır. Mahallenin ulaşımı karayolu ile yapılmaktadır. Yollar, son zamanlarda betonlaşmasına rağmen yağmurun bol yağması nedeniyle arar görmektedir. Kışın kar fazla yağınca ulaşım güçlükle sağlanmaktadır. Çayeli Belediyesi karları temizleyerek yolları ulaşıma açmaktadır.

Ulaşım halk otobüsü ve minibüsü ile yapılmaktadır. Çayeli’nde bulunan taksi duraklarından da mahalleye varılmaktadır.

Çataklıhoca mahallesinin özneli gelir getirici kaynağı çaydır. Halk, yıllardır çay tarımı ile uğraşmaktadır. İlkbahar, yaz ve sonbahar mevsimlerinde toplanan çaylar devletin ve özel sektörün yaptığı fabrikalarda işlenmektedir. Halkın geçimini sağlayan çay paraları, para politikaları yüzünden cazibesini yitirmiş, mahalle sakinini zor durumda bırakmıştır. Bazı vatandaşlar geçimini daha iyi sağlamak için yurdumuzun çeşitli bölgelerinde çalışmaktadır. Bir kısmı da yurt dışına gitmiştir. Geçim sebebiyle mahallenin nüfusunun yarısından fazlası mahallenin dışında ikamet etmektedir. Mahallenin halkı ihtiyaçlarını Çayeli ilçesinden sağlamaktadır. İlçede bulunan büyük ve küçük dükkanlar mahallenin ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Ayrıca her hafta Çarşamba günleri kurulan pazar yerlerinden de ihtiyaçlar karşılanmaktadır.

Mahallede okuma yazma faaliyetleri Osmanlı dönemine dayanmaktadır. Helen okuma yazma düzey yüzde yüze ulaşmamıştır. Osmanlı döneminde alimler ve şairler yetişirdi. Cumhuriyet döneminde okuma yazma sorunu çözülmüştür. Eğitim düzeyi yükselmiştir. Bir taraftan da halk eğitimine ağırlık verilmektedir. Mahallenin değişik mevkilerinde açılan kurslar yetişkinleri bilgi ve beceri yönünden geliştirmektedir. Mahallenin sekiz derslikli ilköğretim okulu eğitim ve öğretimi sürdürmektedir. Çevre ilköğretim okullarından gelen öğrencilerde bu okulda okumaktadırlar. Mahallenin okulundan mezun olan bir çok insan devletin çeşitli kademelerinde hizmet vermektedir. Eğitimi destekleyici cihazlara ihtiyaç vardır.

Mahallenin bitki örtüsü, Karadeniz bölgesinin bitki örtüsünün bir parçasıdır. Her tarafta yeşilin tonları görülmektedir. Kışın bile mahallede yeşil yapraklı bitkiler görülür. Bunların başında çay ve karayemiş bitkileri gelir. Bu bitkiler yapraklarını dökmeyen çok yıllıklı bitkilerdir. Ayrıca komar (orman gülü), kestane, gürgen, ıhlamur (felammur) ve kızılağaç gibi bitkilerde vardır. Bu bitkiler mahalleye ayrı bir güzellik katmaktadır. Kendiliğinden çıkan eğrelti otu yaz mevsimine ayrı bir güzellik katmaktadır. Kara lahana ve mısır, eskisi gibi halen yerini korumaktadır.

Gelenekler ve görenekler değişime uğramaktadır. Düğünler artık düğün salonlarında yapılmaktadır. Ara sıra mahalle içinde yapılan düğünlerde tulum çalınmakta, horon oynanmaktadır. Düğünlerde özgü yol kesme, evlere varıldığında konuşmalar yapma devam etmektedir. Eskiden giyilen giysiler artık giyilmemektedir. Cenaze ve bayram törenlerine katılım aynen devam ediyor. Bayramlaşma ve imece (menci) geleneği de değişmiştir. Eski otantik ev yapımı yerine betonarme evlere bırakmaktadır.

Mahallede geleneksel yemekler halen yapılmaktadır. Bunların dışında muhlama, mısır ekmeği, kara lahana yemekleri, turşu, hamsi yemekleri gelmektedir. Bu yemek çeşitleri katkısız olması nedeniyle sevilerek yenmektedir. Evlerde başka yörelere ait yemeklerde hazırlanmaktadır. Pasta ve çeşitleri son zamanlarda revaçtadır.

Mahallede tarihi kalıntı yoktur. Sadece yarım yüzyıllık değirmenler vardır. Bunlarda arada bir kullanılmaktadır. Mahallenin Kuspa yöresi mesire yeri olarak kullanılmaktadır. İnsanlar dinlenmek ve piknik amacıyla buraya gelmektedirler. Çayeli belediyesi de yöreyi tanıtma amacıyla her yıl festival düzenlemektedir. Çayeli Derneği’nin düzenlediği Çayeli Festivali’nde piknikler Kuspa’da yapılmaktadır.

Mahallemiz belediyemizi merkez alırsak doğusunda Yenipazar mahallesi, güneydoğusunda Şairler mahallesi, batısında Yaka, güneybatısında Sabuncular mahallesi ile sınırlanmış Çayeli’nin ikinci büyük mahallesidir.

Mahallemiz belediyemizi merkez alırsak doğusunda Yenipazar mahallesi, güneydoğusunda Şairler mahallesi, batısında Yaka, güneybatısında Sabuncular mahallesi ile sınırlanmış Çayeli’nin ikinci büyük mahallesidir. Merkez sınırları Kasaphaneler Sokağından başlayıp, Büyükdere köprüsüne kadardır. Mahallemizin en köklü aileleri; Kutlu, Gümüş, Gencallar, Ketenci, Keçeli, Korkmaz, Alıcı, Kurular, Çavuşoğlu, Halitoğlu, Yılancı, Dereci, Öztürk, Bayraktar, Sarı, Usta, Azman, Arslan, Kadıoğlu, İsmailoğlu, Çolakoğlu, Mert, Keskin, Aktaş, Sırtlı, Cihanoğlu (Cihangir), Kesepara ilk akla gelen isimlerdir. Mahallemizin verdiği büyük göçle bir çok değerini artık misafir olarak ağırlarken ekonomik olarak yönden durumu iyi olarak geriye dönüş olmadığı gibi, hiçbir kültürel, sosyal sportif veya ekonomik şartla bir yatırımda görmemiştir. Bugün mahallemizde çalışan bir fabrika, bir çocuk parkı gençlerin yararlanabileceği bir spor klübü bulunmaktadır. Özel manada ekonomik durumu iyi ailelerin yararlanabileceği Çavuşoğlu Anaokulu bu alanda tek girişimdir. Ayrıca yine Çavuşoğlu Mescidi de mimari ile mahallemize güzellik katan tek başına yaptırılmış bir şahıs eseridir. Mahallemizin en güzel ve kalıcı eseri ise iki yıl önce başlayıp devam eden Çarşıbaşı Cami olacaktır. Mahallemizde Hasan Yılmaz İlköğretim Okulu, İmam Hatip Lisesi, Çavuşoğlu Anaokulu, Kız İmam Hatip Lisesi’nin kapatılmasıyla yerinde faaliyet göstermeye başlayan Şahika İlköğretim Okulu bulunmaktadır.

Çayeli’nin 3 km doğusunda Mamul ismiyle bilinen denize nazır kartal duruşlu eski bir yerleşim yeri.Doğusunda Kemer Köyü,batısında Küçüktaşhane Mahallesi,güneyinde Kuspa,kuzeyinde Karadeniz.

Okuma yazma oranı 0 lere varan yetiştirdiği profesör,dekan,hukukçu,iktisatçı,şair,inşaat sektörü,ticaret ve daha bir çok dalda zirvede olmuş insanların doğup büyüdüğü ve halen baba ocağı olarak tüten yurtlar mevcuttur.

Bir akrabalar topluluğudur Kesmetaş ŞENKAL,TERZİ,AYAR,GÜNALİ,HARMAN,DELAL,TANYAŞ,CAN,SAK,ŞİŞMAN,KOTİL.

KAZANBAŞ,KIZILKAYA,BAYRAMCAVUŞ ve dahaları…

Yerleşim döneminde bu günkü Kestanelik(Miloz) ile Sefalı Köyü (Hubyarlı) Kesmetaş’a bağlı yerleşim bölgesidir.

Mamul –Miloz-Hubyaslı üçgeni arasındaki bu günkü Kuspa ,Kesmetaş muhtarlığı kontrolünde bu üç yerleşim yerinin ortak yaylası idi.

Mahallemizde 300 yıllık camimiz mevcuttur tamamen Karataş işçiliği Selçuklu stilini andıran Çayeli merkez Hacıbaşı Cami projesiyle paralel,ahşap oyma sanatı asma çatı ve ahşap işçiliklerinin tamamı mahalle ustaları tarafından yapılmıştır.1314 hicri yılında tamir edildiğine dair kabartma taş tuğrası mevcuttur.

Yapım tarihleri bilinmeyen ikisi faal ,sekizi gayrifaal 10 adet değirmenimiz mevcuttur.kanlıdere Çataldere yöresinde minyatür kemer köprümüz vardır.

Mahallemizde Puna -Yukarı köy-tepeler-Nayır-Sokak-Camiyanı-Lokni-Kanlıdere ve Mamulatlı diye adlandırılan yerleşim bölgelerimiz vardır.150 yıllık evlerimizin ocakları tüter halde ve şendir.

Taşımalı sistemle eğitim gören 76 talebemiz mevcuttur.Nüfusun büyük çoğunluğu sonbaharda İstanbul ve Çayeli merkeze göçer.Ana gelirimiz çay ve az miktarda kivi ziraatıdır.Her ailede bir yada iki emekli mevcuttur bu da gelir endeksini yüksek tutmaktadır.

Ünlü şairlerimizden Fatma TANYAŞ (Papiça Nene ) kızlarımızın doğum,düğün ve ölümlerini şöyle ifade eder,

  • Her kız baba evinden

  • Uçan kanatlı kuştur

  • Gidişte el evine

  • Boyunduruğa girmek güçtür

  • Biri geçinden olsun dünyada murat üçtür.

Yöremizin yetiştirdiği gurbetteki değerler her ne kadar doğup büyüdükleri bu yerlere gelemiyorlarsa da fikir ilgi ve samimi duyguları ile bizlere ne kadar yakın olurlar ise unutulmazlar.

Yıllardır mütevazılığını koruyan Çayeli’nin sosyal, ekonomik ve sayısal yapısına etkin olan yetiştirdiği değerlerle ülkemizin gelişmesinde katkıda bulunan, buna rağmen bu özelliğini n plana çıkarmayı istemeyen, okuma yazma oranı 0’e yaklaşan Liman köyümüzün bu sessizliğinden arınarak hakkı olan övgü ve ilgiyi görmek duymak ve yaşamak isteyen gençlerimize hak vermemek mümkün değildir. Çayeli’ne toplam 6 km.,sahil şeridinin en şirin bölgesi olan Liman köyümüzün doğusunda Kurtes diye bilinen bir ırmakla,batısında Söğütlü köyünün bulunduğu 1,5 km. bir sahil şeridi, güneyinde Demir hisar ve Ak pınar gibi şirin köylerin bulunduğu ve onların bağlantı yollarının geçtiği bir yer Liman köyümüz.

Batı kısmında bulunan cazı (cadı) dağının yamaçlarının kuzeye doğru inen adeta denize hasretmiş gibi yeşilin maviyle vuslat etmesini andıran tatlı bir yamaç ve bu yamacın eteğinde Hamuda diye isimlendirilmiş düne kadar denizle özdeşleşmiş bir mevki ve bu mevkiinin içinden geçen hamuda deresi ve bir zamanla yörenin alabalık ihtiyacını üreten bu dere bugün güneyindeki köylerin atıklarını kara denize taşıyan bir görev üstlenmiş görünüyor.

Liman köyümüzün kalabalık yerleşim yeri Arkotil diye telaffuz ettiğimiz güney kısmı hora dağının denize koşmaya çalışan kuzey bölümü turistik tesislere çok müsait, darlık Simandoroz ve Güneli dediğimiz yerleri içine alan üzerinde üniversite, şehir kurulabilecek hatta hava alanı yapılabilecek bir coğrafi konumu olan şahane bir yer ve bu yerden denize balıklama atlayalım hissini veren bir arazi yapısı.

Aslında Liman köy ismini coğrafi konumu itibari ile Burun başı dediğimiz Karadeniz’e bir çıkıntısı olan ve bu çıkıntının güney doğusunda yarım köy diyeceğimiz bir sahil şeridinin mevcudiyetinden almaktadır. Liman köyümüz tarif edilemez görülür ve yaşanır. Liman köyümüz öyle bir belde ki her mevsim bereketli denizinin verdiği sayısız balık çeşidi, aile bütçelerine katkı yanında yaşayanların protein ihtiyacını karşılaması başlı başına bir olaydır. Buraya kadar anlatmaya çalıştığımız dünkü Liman köyümüzdür.

Dün; geçimi için tabiatla boğuşarak hayat mücadelesinin stresinden kurtulmasının tek yolu denize yüzmek, denize açılarak ağlarla olta ile balık tutmak denizden o yeşilin her tonunu yamaçlarında sergileyen bu köyü seyretmekti. Ama bugün; dünyanın hiçbir yerinde benzeri olmayan denizin doldurularak halkının deniz dolgusu ile bağları arasında sıkıştırılmış bir konuma getirilmesi her geçen gün yüreklerimize buruk bir acı hissi vermektedir. Denize sahili olan yerlerin özelliği o denizden doya doya istifade etmekte iken bugün Liman köyümüz bu konumunu yitirmiş denize hasret hale getirilmektedir. Liman köyümüzün yüzyıllardır o şahane sessizliği, sakinliği bugün yapılan çimento dolum ve paketleme tesisleri ile yok edilmiş ve geceleri sabaha kadar gürültü ile yatıp gürültü ile kalkmaktayız. Gündüzleri ise çimentonun tozu ile yaşamaya mahkum edilmişiz.

Mahallemizde Ünye Çimento tarafından yapılan çimento tesisi ilk zamanlar mahalle halkının büyük umutlar bağladığı iş kapısı olarak görülmekte idi. Ancak zaman gösterdi ki bu tesisi kuranlar mahalle halkına vermiş olduğu sözleri hiçe sayarak mahalle için yapacağı hizmetleri göz ardı ederek mahalle halkına ancak gürültü ve zarar vermekten başka bir hizmet etmemiştir.mahalle halkının sözleri bu yazıdan ibaret olmayacaktır. Yöremiz ekonomik yükünün çayın üzerinden ir nebze kaldırarak başka ekonomik girdiler bulunması güncel konu iken ve günümüz dünyasında özellikle sahil kent ve yörelerin ekonomik girdilerin deniz turizmi olduğu bilinirken denizin o güzel sahilleri taşla doldurulması ile bu fırsatın yok edilmesini anlamak mümkün değildir.

Günümüzde özellikle Türk Devletlerle ve diğer şehirlerle aramızdaki ilişliler göz önüne alınırsa yolun bizim için ne denli önemli olduğu bilincindeyiz. Ama yol yapalım diye yaşayanların yaşama, eğlenme, avlanma ve yüzme haklarının elinden alınması acı bir olaydır.

Yolma güzergah bulmak devlet için kolay ama bu yörede yaşayan, her şeyi denize ağımı insanların bundan sonra denizde güzergah bulmaları ondan yararlanmaları imkansız hale getirilmiştir. Liman köyümüzün dünü ile bugünü arasında bir kıyaslama yapmak isteyenlerden resimlere bakarak, dünü bilenler, bugün lütfen Liman köye gelsinler o zaman bize hak vereceklerdir. Bu çağrımızın sayfalarda kalmayacağı inancındayız. Bu istek Çayeli Liman köylülerin ortak arzusudur. Zira gördüğümüz, duyduğumuz kadarı ile nüfus yoğunluğu, okuma, ticari amaçlı ekonomik gereksimler nedeni ile Liman köyümüzden ayrılan Liman köylülerin arkasında bıraktıkları kayıtsız kalan başka bir yöre.

Kendi yaşamamış olsa bile insanların dedesinin, babasının yaşadığı yerde bir zamanlar sahip olduğu, burada yaşadığı yerde bir zamanlar sahip olduğu, burada yaşanlarla bir bakıma paylaşması gereken bir çok değerler mevcuttur. Bu ortak değerlerin uzak kaldığı akraba ve yakınları ile paylaşması halinde kendisi uzakta olsa da bu yöreden kopamayacağının anlaşılmasına yok açacaktır.

Liman köyümüz büyük bir kültür mozaik panosudur. Anılar ve geçmişteki dayanışmalar bu panonun renk güzelliğidir.1930’lu 1940, 1950 ‘li gurbet yollarındaki ekonomik zorlukların bu mozaiğin en güzel renklerle bezendiği bu yıllardaki ortak dayanışma ile üstesinden gelinmiştir. Ama bugün Liman köyden uzaklaşanların bu ortak değerlerin yaşatılması için istenilen çabayı göstermemeleri istenilen üzüntümüze neden olmaktadır. Liman köylülerin eğitim alanında yatırım yapanları unutması elbette mümkün değildir. Yukarıda çeşitli nedenlerle bu köyden gurbete göçlerin çocuklarını, torunlarını bu güzel yöremizden uzak tutmamaları, bu güzel mozaiğin bir parçası olmalarını tüm Liman köylülerimizden temin etmelerini bekliyor, büyüklerimizin bıraktığı ortak değerlerin yaşatılmasında daha duyarlı olmaya davet ediyoruz. Mahallemizin genç ve dinamik muhtarı Cevdet Yazıcı ile yaptığımız sosyal, ekonomik ve çevre sorunları ile ilgili söyleşilerde diğer mahallelerin ve köylerin aksine gurbetteki bizim insanlarımız biraz daha yakın ve duyarlı olmaları halinde Liman köyümüzün örnek bir belde olmasının kolaylaşacağı işaret ediliyor.

Çünkü mahallemizin gurbette yüzü aşkın çeşitli mesleklerde kariyer yapmış üniversite mezunu, bunlar arasında hukuk, Prof., öğretim üyeleri, onu aşkın doktor, otuzu aşkın teknik alanda kariyeri olan değerli komşumuz, yakınımız, bir o kadar deniz adamı, süvarimiz, Türk ekonomisine büyük katkıları olan değerli iş adamlarımız, armatörlerimiz, sosyal alanda ticaret odaları başkan ve görevlileri, sendikacılar, dernek yöneticileri hep bu toprağın insanlarıdırlar. Bu değerlerimiz bize uzak değil yakın olursa Liman köyümüzün Liman köylülere yakışan bir belde ve Çayeli’nin güzelliğine güzellikler katan bir yerleşim yeri olması kolaylaşır diyoruz.

Bu insanları göreve çağırarak mahallemize yapacakları hizmetlerin kalıcı olacağı ve bu insanların her zaman bu mahalleden oldukları hatırlanacak ve yaptıkları hizmetler hiç unutulmayacaktır.

Çayeli’nin Eskipazar ve Yenipazar mahallelerinden sonra, genel nüfus olarak, gerekse coğrafi alan olarak üçüncü büyük mahallesi olan Sabuncular Mahallesi, Büyükdere ile Şairler Deresi arasında kalmış, adeta yüksek bir ada görünümündedir. Sabuncular Mahallesi’nde yerleşim, yaklaşık 550 yıl önce başlamış olup, şu anda mahallede yaşayan ailelerin soyağaçları da bu tarihi doğrulamaktadır. Sabuncular Mahallesi’nin bilinen ilk ismi “Kuvaroz”dur. Rumca kelime olmasına rağmen mahallede Rumların yaşadığına dair herhangi bir bilgi ve belge yoktur. Bunun nedeni olarak, Büyükdere Vadisi’ndeki sabuncu düzlerinin, o devirde bataklık oluşu bu bataklıkta üreyen sivrisineklerin sıtma hastalığına neden olması gösterilmektedir. Mahallenin Kuvaroz olan eski ismi, Cumhuriyet döneminde Sabuncular olarak değiştirilmiştir. 1954 yılına kadar köy olan Sabuncular, bu tarihte mahalle olmuştur.

Sabuncular Mahallesi, büyük oluşundan dolayı kendi içinde çeşitli mevkilere ayrılmıştır. Bunları Azmanlı, Eyüboğlu, Ortacami yanı, Okul civarı, Ayazlı, Fabrika mevkii şeklinde sıralamak mümkündür. Mahalle Sabuncu düzünden başlar, Azmanlı mevkiinde, komşu köy İncesırt sınırına kadar devam eder. Sabuncular Mahallesi’ni Çayeli’ne iki adet beton-asfalt yol bağlamaktadır. Mahallenin Çayeli’ne olan uzaklığı, mahalle içi mevkiler dikkate alındığında, 1,5-2 km. arasında değişmektedir. Mahallede yaklaşık 300 hane vardır. Kesin olmayan kayıtlara göre nüfusu 1650 kişi kadardır. Mahalle % 40 oranında göç vermiştir. Mahallenin yüzölçümü 2.500.000.m2 olup, bunun 1.800.000.m2 si çay bahçesidir.

Mahallede tarihi değer olarak iki adet değirmen vardır. Bunlardan biri, Sabuncular Çay Fabrikası arkasında, diğeri ise Cin Değirmeni olarak bilinmekte ve Sefer ırmağındadır. Belki yeni nesil için önemli olmayabilir ama, yaşlılar içim bu değirmenlerin anlamı çok büyüktür. Bu değirmenler, sadece mısırı una dönüştürmekle kalmaz, aynı zamanda sevdalıları da buluştururdu. Nerede o eski değirmenler? Nerede o eski sevdalılar? Sabuncular Mahallesi’nde sanayi olarak, biri devlete, biri özel sektöre ait olmak üzere 2 adet çay fabrikası, 1 adet mıcır fabrikası, 1 adet hazır beton santralı, 2 adet de küçük sanayi sitesi bulunmaktadır. Ayrıca, Barbaros Anadolu Denizcilik Meslek Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi ve Eğitim Fakültesi öğrencilerine ait kız ve erkek öğrenci yurtları mahallenin sınırları içindedir. Mahallede eğitim-öğretim Cumhuriyetin ilk yıllarında, Ortacami’de başlamış sonra, şimdiki ilköğretim okulu karşısında bulunan camide daha sonra 1954 yılında da, mahallenin tepe mevkiinde yaptırılan ilköğretim okulunda devam etmiştir. Şu anda eğitim taşımalı olarak ilçede devam etmektedir. Mahallede okuma yazma bilenlerin oranları % 99 dur.

6 camisi olan mahallenin su ihtiyacı, 2 adet su deposundan karşılanmaktadır. Mahalle halkının geçim kaynağı genellikle çay tarımıdır. Bununla birlikte ticaretle uğraşanlarda vardır. Ayrıca çay fabrikaları mahalle sakinleri için vazgeçilmez bir geçim kaynağıdır.

Sabuncular Mahallesi’nden bir çok devlet ve bilim adamı yetişmiştir. Bunların en önemlileri olarak, Cumhuriyet döneminden önce DDY ve Limanlar Genel Müfettişliği, Yüksek Mühendis Mektebi Müdürlüğü (İTÜ) yapmış olan Yüksek Makine Mühendisi Merhum M.Nuri Esmen’i, 9 Eylül Üniversitesi’nde görevli Prof.Dr.Orhan Terzioğlu’nu ve Mimar Sinan Üniversitesi Genel Sekreteri Doç.Dr.Bahattin Şeber’i sayabiliriz. Ayrıca öğretmen Nevzat Yanar ve Yanar ailesinin diğer önemli şahsiyetleri mahallenin yetiştirdiği önemli bireylerdir.Ramazan Erol, mahallenin yetiştirdiği önemli din adamlarından birisidir. Üst düzeyde olmasa bile, bir çok siyasetçi yetiştiren mahallenin en meşhur şairi Ali Sukas’tır. Ali Dayının şairliği Çayeli’ni aşmış Rize’ye kadar yayılmıştı. Devrinde bir çok düğünlere davet edilmiş ve bir çok şairle atışmıştı. Her konuda eserleri olan çok değerli bir şahsiyetti. Ali Sukas’ın 2.Dünya Savaşı sırasında Akdeniz’de İngilizler tarafından batırılan Refha vapurunda şehit olan komşusu Adil Amcanın oğlu Mehmet için yazdığı destanın bir kısmı aşağıdadır;

  • Revha vapuruna girdim kömürcü

  • Dediler çalışsın, varsa gücü

  • Zonguldak-İstanbul seferler verdik

  • Az-boz kesemize bereket dedik.

  • Uyduk İngiliz’e gidecek Refha

  • Bende heves ettim, gitsem bir defa

  • Mersinden yollandık vurduk denize

  • Selametler olsun dediler bize

  • Birden bir vapurun koptu bordası

  • Dünyayı kavurdu insan sedası

  • Acep yakın mı dır Kıbrıs Adası

  • Dışarı çıkmaya bir hal olacak

Bu şair ve eserleri hakkında daha çok bilgi almak isteyenler İstanbul Maltepe Belediyesi’nde görevli İnşaat Mühendisi İsmail Hakkı Sukas’a başvurulabilir. Şu anda Çayeli Belediye Başkanı olan emekli öğretmen Mustafa Kaşıkçı ilk öğretmenliğini Sabuncular İlkokulu’nda yapmıştır. “Benim mahallem Sabuncular’dır.” der. Mahallede yaşayan ailelerin soy isimleri; İsmailoğlu, Sarıibrahim, Esmen, Ayaz, Günaydın, Erol, Ketenci, Terzioğlu, Şeber, Eyüboğlu, Şat, Azman, Sukas, Kara, Sarıkaya, Sofuoğlu, Çolak, Yahyaoğlu, Alp, Kesepara, Saruhan, Çankıran, Civelek, Sarıhasan, Dilma., Seyyar ve Yanar’dır.

Mahallede bu güne kadar Mustafa Sarıibrahim, Ziya Şat, Yusuf Seyyar, İbrahim Ayaz, Ali Kayra Esmen muhtarlık yapmışlardır. Mahallenin şimdiki muhtarı Yavuz İsmailoğlu’dur. Azaları ise Şemsettin Ayaz, Vatan Nuri Ketenci, Ali Terzioğlu ve Turgut Erol’dur. Muhtarlığın yazışma adresi: Sabuncular Mah. Çayeli/ Rize’dir.

Mahallenin konumu itibarı ile merası yoktur. Büyükdere düzleri ova, tepe sırtları da yayla olarak kullanılmaktadır. Arıcılık kısmen yapılmaktadır. Mahallenin güneye bakan yamaçları arıcılığa uygun olup bu yerler, kış aylarında bazı arıcılar tarafından arlık olarak tarafından kullanılmaktadır. Mahalleden İstanbul’a doğru yola çıkarlardı. Koca büyük liman vapuru nicelerini yardan ayırarak, taşıdı gurbete. Çaydan önce mahallede zengin yok denecek kadar azdı. Yaşlıların anlattıklarına göre insanlar o zaman daha sevecendiler. Yokluklar içinde var olanlarını paylaşmaktan büyük haz alırdı. Gurbetten gelen herhangi birinin elbisesini, bütün köyün delikanlıları damatlık olarak giyerlerdi. Bu durum Rize ve yöresine çay ekimi ruhsatı verilinceye kadar devam etti. Çay ile birlikte mahalleye para girmeye başlayınca, ekonomik gelişmeler oldu. Eski evlerin yerine yenileri yapıldı. Elektriğin gelmesi ile de mahalleli hayal bile edemeyeceği teknoloji ile tanıştı. Günümüzde çay artık geçi kaynağı olmaktan çıkarılmış, tüm Rizeli’ye olduğu gibi, mahalleliye de tekrar gurbet olu görünmüştür.

Şairler Deresi boyunca Çayeli’nden Yanıkdağ köyüne kadar uzanan köy tipi kalabalık bir mahalle.yaklaşık 200 hane ve1500 nüfusa sahiptir. Bu nüfusu oluşturan 11 sülale vardır. Çolaklar (Şahinkaya), Saçoğulları, Kurçenliler, Sarıahmetoğulları (Sarıkaya), Ömerdayıoğulları (Ozanlar), Yelkenciler, Albayraklar, Ustalar, Keseparalar, Sarıçamlar, Sargınlar, Beşikçiler.

EKONOMİSİ:

Tüccar ve esnaflığa dayalı çaycılık ve sanatkarlık. Ticaret, çaydan ağır basınca, çaylıklar başka yerlerden gelenlere yarılığa verilmiştir. İlk çay yapan öncüler sayesinde Şairler, çaydan çok önceleri nasibini almış ve hemen hemen çay yapılabilecek her yer çaylık yapılmıştır. Mahallede hane başı yılda ortalama 300 milyon liralık çay geliri vardır. Şimdi yan gelir çalışmalarında kivi üretimine geçilmiş iyi neticeler alınmaktadır. Ekonomik değeri ölçüsünde de süratle yeni girişimler olmaktadır. Ayrıca İstanbul ve diğer büyük şehirlerde iş kurmuş, mahallesine bağlı kopmamış aileler de vardır. Ayrıca Türkiye’nin her yerinde faaliyet göstererek cami tezyinatı ve hattatçılık yapan Selahattin Paralı ustanın oğulları, erişilmesi zor kalitede eserler vermekte, sanat değeri çok yüksek işletmelerle büyük takdir toplamaktadırlar. Geçen yıl aşağı mahallede günde 20 ton işleme kapasiteli bir özel çay farikası kurulmuş ve faaliyete geçmiştir. Ayrıca son yıllarda arıcılık çalışmaları da artış göstermiştir. Şairler mahallesinin üç çay alım yeri, ikisi kubbeli üç camii, taş köprüsü ve değirmeni vardır. İlkokulu kapanmış ve lojman da kullanılmayacak durumdadır. Aşağı mahalle sınırındaki Hasan Yılmaz ilkokulu tercih edilmiş, çocuklar oraya götürülmüştür.

KÜLTÜR:

Yukarı cami ve Taşköprü haricinde mahalle sanatsal değeri olan eser yok gibidir. Özenle yeni yapılmış birkaç ev vardır ki bunlar takdire şayandır. Yer kıtlığı nedeniyle yeni evler artık hep apartman şeklinde yapılmaktadır.

Şairler mahallesinin bir takım öncülükleri vardır. 1900‘lu yılların başında bir çok insanımız Rusya’da işverendi. Ama bunların içinde Zelkif Yelkenci hem iş veren, hem de hemşerilerinin danıştığı bir bilge kişi idi. 1930’lu yıllarda Türkiye’nin sayılı müteahhitleri Mahmut Ozan ve Kardeşleri, 1940’lara doğru Türkiye’nin sayılı müteahhitleri arasına girdiler.

Güzel ilçemiz Çayeli’nin batısında, merkeze 1 km uzaklıkta bir mahalledir Yaka. Batısında Büyükcaferpaşa, güneyinde yeni cami ve Küçükcaferpaşa mahalleleri bulunan Yaka’nın doğusundaki sınırını Büyükdere teşkil etmektedir. Büyükdere’nin eski berraklığı ve şırıltısı yok ama yine de tehditkar tavırlarıyla akışını sürdürmektedir. Gurbetçilerin mahallesidir Yaka. Denizcilerin, tayfaların, reislerin mahallesidir.

Eski sandallar yoksa da sahillerinde, balıkçıların mahallesidir. Dalga sesleriyle uyanır Yakalılar. Kucak kucağadır sahildeki evler denize. Yaka mahallesi nüfus olarak Çayeli’nin en büyük mahallelerinden biridir. Beş yüzün üzerinde meskeni, (Çay kent Sitesi dahil) dörtbine yakın nüfusu ve 1400 seçmeni bunun bir göstergesidir. Yerli nüfusun hemen hemen yarısı terk etmiştir Yakayı. Gurbete gitmiştir, çoğunlukla İstanbul’a. Evlerin yarısında yarıcılar oturmaktadır. Bazılarının da kapısı yıllarca kilitlidir. Fabrikasıyla özdeşleşmiştir Yaka. İşletme kapasitesi olarak dünyanın en büyük bulunur Yaka’da. Çayeli Çay Fabrikası veya Yaka Çay Fabrikası çok Yakalıya ekmek yedirmiştir. Yüzlerce de emeklisi vardır şimdi. Halen yakalı gençlerin ekmek kapısı olma özelliğini sürdürmektedir. Camisi güzeldir Yaka’nın, içi mis kokar. Yakalı iş adamı Hilmi Fettahoğlu’nun katkılarıyla yenilenmiş ve gönül rahatlığıyla müminlere hizmet etmektedir. Minaresinden günde beş vakit okunan ezanı,huşu içinde dinler yakalılar. Mahallemizde iki okul bulunmaktadır. Bunlardan biri 1970 yılında eğitim-öğretime açılan Atatürk İlköğretim Okulu, diğeri 1995-1996 eğitim-öğretim yılında hizmete açılan Fikri Keçeli İlköğretim Okuludur. Fikri Keçeli İlköğretim Okulu Çaykent sitesi yanında olup 350 öğrenciyi 21.yüzyıla hazırlamaktadır. Yaka mahallesinde oturanlar ve çevredeki halk sayın Keçeli’ye minnettardır. Atatürk İlköğretim Okulu ise 120 öğrenciye hizmet vermektedir. Büyükcaferpaşa ve Yaka mahallesinin ortak okuludur.

İlçemize elektrik hizmeti veren TEDAŞ, belediyeye ait hayvan kesim yeri, özel sektörlere ait elektronik kantar,elektrik direği imalathanesi, S.S Kurumuna ait Doğum ve çocuk hastahanesi, birkaç bakkal, bir çay bahçesi, bir petrol ofisi yaka mahallesinin sınıralrı içinde bulunur. Ayrıca mahallede bir kız kuran kursu, bir çay alım yeri, bir suyla çalışan değirmen bulunmaktadır. Mahallenin en eski aileleri halen varlıklarını sürdürmektedir. Bunları ; Sofuoğlu, Gümüşler, Muşdal, Fettahoğlu, Sirkeci, Ölker, Hacıoğlu, Dereler Ketenci, Çolak, Kines, özen olarak sıralayabiliriz.

Yaka mahallesinin yetiştirmiş olduğu bir çok iş adamı, bir çok yüksek okul ve üniversite mezunu, sanatçı, teknik eleman, işçi vb. yurdumuzun değişik yerlerinde bu vatana değişik dallarda hizmet etmektedirler. Sanatçı Sinan Özen Yaka mahallesinden çıkan değerler arasındadır

Güzel Çayeli’nin 1200 hane 10.000 kişinin üzerinde nüfus yoğunluğu ve toprak büyüklüğü bakımından en büyük mahallesi olan Yenipazar, sahilde yamaçlara doğru uzanan eşsiz güzelliğe sahip Çayeli’nin en mütevazı ve nezih semtidir. Sınır komşuları Eskipazar, Yanıkdağ, Aşıklar deresi, Şerifli Mahallesi ile sınırlanmış merkez olma özelliğinin yanında resmi daireler, okullar, talebe yurdu gibi sosyal ekonomik ve eğitim alanında çok büyük bir konuma sahiptir.

Sosyal ve kültürel olarak mahallemiz her bakımdan çok gelişmiş, okuma yazma oranı % 99 dolaylarında olup eğitime çok büyük hizmetler vermektedir. İlk öğretim okulundan eğitim fakültesi ve bir çok eğitim kurumu mahallemiz sınırları içindedir. Çayeli Kaymakamlık binası, Kaymakamlık lojmanı Belediye başkanlığı ve bir çok resmi kurum ve kuruluş mahallemizin sınırları içerisindedir. Spor sahaları, spor salonu, mesire gezi ve piknik alanlar sürekli gelişmekte olan Çayeli’mizin şehirleşmede modern görüntüsünün en güzel örneklerini sunmaktadır. Merkez mahalle olma özelliğinin yanında çarşı ile yakınlığı ön planda olup halkın ikamette en çok tercih ettiği yerdir.

Kalabalık bir nüfusa sahiptir. Fakat evlerin dağınık bir konumda olması yöreye bir güzellik, bir şirinlik katmaktadır. Denizden seyri, yeşilin her tonunun süslediği yamaçlarla çevrili Yenipazar mahallesi denize doğru süzülen bir inci gerdanlık gibidir. Ülkemiz, devlet kademelerinde ve ekonomisinde yetiştirdiği birçok değerleri vardır. Gurbette her meslekte kendisini kanıtlamış ve görev yapmakta olan hakim, savcı, belediye başkanı, askeri komutanlar, profesörler, öğretim üyeleri, doktor, sporda dünya şampiyonları, armatörler, deniz adamları, müteahhit ve Türk ekonomisinde katkısı olan değerli iş adamlarımız bu topraklardan yetişen mahallesini, ilçesini, ülkesini seven değerli komşularımız ve akrabalarımızdır. Bu değerleri Yenipazar asla unutmayacaktır.

Geçim genel olarak çay olsa da toprakları çok verimli olup sebze ve meyve üretimi de yapılmaktadır. Ticarette çok büyük bir alana sahip olsa da Çayeli’nin kısıtlı olan toprak alanlarından en geniş olan mahallelerin başında gelmektedir. Mahallemizin köklü aileleri; Tüysüz, Aşık, Arıcı, Yelkenci, Sipahi, Yüksel, Kartoğlu, Süer, Günay, Yormaz, Sözer, Güngör, Sandıkçı, Kurçenli, Okur, Musluoğlu, Köse, Mert, Bayraktar, Öztürk ve Sümer’dir.

Yenipazar Mahallesi isteklerinden Karadeniz otoyolu inşaatının bittiğinde, denizin doldurulması ile kazanılan boşluğun modern çay ve çocuk parkları, spor kompleksleri ve tüm Çayeli’mizin ihtiyacı olan rahatça denize girebilecek alanların oluşturulması.

Büyükköy Beldesi

Madenli Beldesi